FIKRA
1 MİLYONUNCU GEÇİŞ

Bir adam ailesiyle birlikte arabası ile tam bir köprüden geçecekken, gişelerde etrafı basın mensupları tarafından
sarılır ve kendisine köprüden geçen bir milyonuncu araba sahibi olduğu ve 1 milyon $ kazandığı bildirilir.
Biri heyecan ve merakla sorar:
-Ne yapacaksınız bu kadar parayla?
Adam biraz düşünür ve cevaplar:
-Herhalde önce gider kendime bir ehliyet alırım.
Yanında oturan karısı kocasının yaptığı gafın farkına varıp düzeltir:
-Siz ona bakmayın. O çok içti ve ne dediğini bilmiyor.
Arka koltukta oturan ve kalabalıktan telaşa kapılan yaşlı ve sağır adam lafa karışır:
-Ben biliyordum zaten bu çalıntı arabayla fazla uzağa gidemeyeceğimizi.
Bütün basın şaşkınlıkla söylenenleri dinlerken, bagajdan sesler gelir:
-Hey, oradakiler, niye durduk? Sınırı geçmedik mi daha?

DEVE

Temel yıllarca çalıştıktan sonra kendi işini kurup başarılı bir işadamı olmuş. Bir iş gezisi için Mısır'a gittiğinde,
işlerini bitirdikten sonra turistik takılmaya karar vermiş. Yolun kenarında deve kiralayan bir adam görmüş.
Kendi kendine:
-Buraya kadar gelmişken deveye binmeden gitmek olmaz, demiş ve bir deve kiralamış.
-Hemşerim, bu hayvan nasıl gider, ne deyince durur? diye adama sormuş.
Adam da:
-'Oh' deyince gider, 'oh oh oh' dersen hızlı gider, 'amin' dersen durur, demiş.
Temel binmiş deveye, oh demiş, gerçekten de deve yürümeye başlamış. Temel'in hoşuna gitmiş.
-Oh oh oh, demiş. Deve hızlanmış. Temel iyice keyiflenmiş.
-Oh oh oh oh oh oh oh, diye diye deveyi iyice hızlandırmış.
Temel Mısır'ın güzelliklerini seyre dalmış. Bir anda ileride bir uçurum olduğunu farketmiş.
Deve son hız uçuruma doğru koşturmakta.
-Ulan, ne deyince duruyordu bu hayvan? diye kendi kendine düşünmüş.
Aklına gelen şeyleri teker teker söylemiş ama nafile. Deve bir türlü durmamış.
En sonunda Temel bildiği bütün duaları etmiş ve 'Amin' demiş.
Deve, uçurumdan düşmelerine ramak kala zıpkın gibi durmuş.
Temel de bunun üzerine derin bir 'Oh' çekmiş...

VERGİ

Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır. Devletin topladığı vergi dağılımını tartışırlar.
Konuşmacılardan biri Amerikalı, biri Avrupalı, biri de Temel...
Ortaya bir fikir atılır. Halktan toplanan vergiler nasıl dağılım yapılacak.
Amerikan vatandaşı söz alır:
-Bizim Amerika'da önce yere bir çizgi çizeriz ve sonra topladığımız vergileri havaya atarız.
Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet olarak geri veririz sağ tarafta kalan devlete kalır, yatırım yaparız.
Derken Avrupalı söz alır:
-Bizim Avrupa'da başka ama ona benzer bir uygulama yaparız. Önce yere bir daire çizeriz.
Halktan toplanan vergileri havaya atarız. Dairenin dışında kalan halka hizmet olarak geri döner,
dairenin içine düşenleri devlet harcamalarına kullanırız.
Sıra bizim Temel'e gelir ve başlar anlatmaya:
-Ula uşaklar ne güzel anlattunuz. Keşke biz da sizun çirkefluklerunuzi değil da habu çaluşkanluğunuzi alsak.
İnanun bizum öyle bir uygulamamız yok. Bizde daha kısa oluyi. Bi kere öyle yere çizgu çizmeyiz.
Bizde hükümet halktan toplar vergileri. Atar havaya. Yere düşenleri kendilerine harcama yaparlar.
Havaya kalanlar halka hizmet olarak geri döner.

Sayfa 1 Sayfa 2 Sayfa 3