|
Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş.
Tam uçağa binerken kulağında bir ses:
-Binme, bu uçak düşecek!
Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş.
İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış:
-Uçak düştü kurtulan olmadı!
Koşmuş Haydarpaşa`ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında:
-Binme bu trene, raydan çıkacak!
Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş:
-Tren Eskişehir`de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı...
Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses:
-Bu otobüse binme, freni patlayacak!
Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış:
-Sen kimsin yahu?
-Ben senin iyilik meleğinim!
Adam iyice kızmış:
-Ulan evlenirken neredeydin?
|
|
20. yüzyılın başında bir evde küçük bir çocuk babasına sormuş:
-Baba kedilerin kuyruklarını kesip kemer yapmak günah mıdır?
Baba ilgisizce;
-Günahtır evladım, demiş.
-Peki baba zencilerin derilerinden paspas yapmak günah mıdır?
-O da günahtır evladım.
-Peki baba Japonlarin beyinlerinden çorba yapmak günah mıdır?
-Offf!.. O da günahtır evladım.
-Peki baba Yahudilerin yağlarından sabun yapmak günah mıdır?
Baba en sonunda dayanamaz;
-Değildir ulan. Öff bee, Adolf nereden aklına gelir böyle sorular sormak?
|
|
Albay, binbaşıya:
-Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri takım elbiseleri ile
talim meydanına getirin de olayı görsünler. Bende orada bulunup kendilerine gerekli
bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü
kapalı talimgaha götürürsün.
Binbaşı, yüzbaşıya:
-Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir
olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma,
kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır.
Yüzbaşı, teğmene:
-Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış
merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir,
Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.
Teğmen, başçavuşa:
-Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı
talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu
her zaman görülen bir olay değildir.
Başçavuş, askere:
-Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim
techizat ile hazır olun.
Askerler kendi aralarında:
-Yarın sabah bizim başçavuş albayı tutuklayacakmış.
|